En son ne zaman karşılık beklemeden bir eylemde bulundun?

Hatta şöyle sorayım ama kendine dürüst ol, hiçbir karşılık beklemeden bulunduğun bir eylem oldu mu hayatında?

Bu yazımda sizlere biraz karmadan bahsetmek istiyorum. Ama çok tedirginim.

Konu çok derin ve meşakkatli.

Doğru sözcükleri seçmeye çalışıyorum günlerdir kafamda.

Ama ifade etme kaygısı beni yazmaktan uzaklaştırdığı için direkt balıklama atlamaya karar verdim.

Karma önemli.

Öyle sosyal medyada allı pullu görsellerin üzerine “Eden bulur.” yazmak gibi bir şey değil çünkü.

Böyle paylaşımlar gördükçe paylaşan kişiyle saatlerce konuşma ihtiyacı hissederken bulmaya başladım kendimi.

O zaman bir yerden başlayalım anlatmaya dedim ve işte buradayız.

Sizlere ilk yazımda “Yoga Nedir?”i açıklamaya, bu engin dünyaya tatlı ve yumuşak bir giriş yapmanıza yardımcı olmaya çalışmıştım.

Şimdi biraz derinleşelim diyorum.

Çünkü karma aslında, yoganın bir kolu, 4 yolundan biri.

Yoganın en temel yazılı kaynağı M.Ö. 100 – M.S. 500 dönemlerine ait olan Patanjali’nin Yoga Sutraları’dır. Bilge Patanjali tarafından derlenen ve 196 sutradan (vecize) oluşan metin, “Şimdi yoga açıklanır.” sutrasıyla başlar ve Patanjali bize “yoga”nın ne olduğunu bu 196 aforizma yardımıyla açıklar. Kitaptaki ikinci sutra “Yogah chittavritti nirodhah.” (I.2) yani “Yoga zihnimizin dalgalanmalarının sakinleşmesidir.” anlamına gelir. Üçüncü sutra ise zihnin dinginleşmesi sonucu, kişinin gerçek benliği ile buluşabileceğini söyler; “Tadah drastuh svarupe avasthanam.” (I.3). Kitabın devamında Patanjali kişinin gerçek benliğine ulaşabilmesi için eylemlerinin sonuçlarına bağlanmaması gerektiğini söyler. Yani insanın, yaptığı eylemin sonucunda oluşabilecek bir meyve beklentisinden kurtulması gerektiğini öğütler.

Özetle; ancak o meyveden feragat ettiğimizde aydınlanabileceğimizi söyler.

Haydi biraz daha derinleşelim.

Yazının başında karma için “yoganın 4 yolundan biri” diye bahsetmiştim.

İşte buradan başlayacağız derinleşmeye.

Önce bir bakalım bu yollar neymiş:

  1. Jnana Yoga (Bilgi Yogası): Bu yolda amaç; cehaletten arınmaktır. Jnana Yoga yolunda, bir rüyadan uyandığımızda olduğu gibi, yanılsamanın farkına varıp gerçekliğin bilgisiyle özgürleşiz. Bu yol bana hep Platon’un mağara metaforunu çağrıştırmıştır.
  • Bhakti Yoga (Sevgi Yogası): Bhakti Yoga “adanmışlık yogası” olarak da geçer. Kişi kendini saf sevgiye (tanrı sevgisi) adar. Bhakti Yoga uygulayıcısı tanrıyı her insanda mevcut olan bir varlık olarak görür. Bu yol sanıldığı kadar basit bir yol değildir. Çünkü duyular üzerinde hakimiyet gerektirir ve gerçek sevginin ne olduğunu kişinin anlaması üzerine kuruludur.
  • Raja Yoga (Akıl Yogası): Patanjali’nin sutralarına göre bu yol “Ashtanga Yoga”, “Kral Yolu”, “8 Basamaklı Yol” olarak da bilinir. Akıl kontrolü ile kişiyi özgürleştirmeye götürecek teknikler sunar. Yani amaç, bahsedilen teknikleri kullanarak aklın dalgalanmasını önlemek ve kontrolü ele geçirmektir.
  • Karma Yoga (Fiil Yogası): Karma Sanskrit dilinde “fiil” demektir. Karma Yoga ise, fiilde ustalaşmaktır. Detaylarına aşağıda geçeceğim.

Aslında kişinin bu dört yoldan hangisini seçtiği önemli değildir; çünkü her yol kişiyi aynı sonuca, yani özgürleşmeye götürür. Kişi isterse Bhakta olur ve Bhakti Yoga üzerine yoğunlaşır, isterse Raja Yoga’ya yoğunlaşır, isterse Karma Yoga’ya. Bu yolların biri diğerinden daha iyi ya da kötü değildir, diğerine göre kestirme yol yoktur. 

Biz bugün bu yazıda Karma yolunu seçmenin ne demek olduğuna biraz daha yakından bakıyoruz sadece. Böylece zihnimizde karmaya dair oluşmuş yanıltıcı fikirleri hayatımızdan çıkarabiliriz en azından.

Karma Yoga’ya göre hayattaki mutsuzluk ve üzüntülerin tek kaynağı “sahiplenme”dir. Ancak kişi görevinden hiçbir kazanç beklemedikçe ve sahiplenme arzusu ortadan kalktığında tüm keder ve üzüntülerinden kurtularak özgürleşir. Bunu başarabilmenin yolunun ise “Tanrının iradesine teslim olmak” ve “Tanrıyı dışarıda değil; kendi içimizde, kalbimizin içerisinde hissedebilmek”ten geçtiğini söyler.

Yani biz “Eden bulur.” diye hareket ettiğimizde karmaya düşeriz, karma yaratırız.

Çünkü birinin yaptığı eyleme “eden” diyebilmemiz için bir de “edilen”e ihtiyaç vardır. Yani “ben”. Ben dediğimiz sürece de aslında karma yaratırız. O yüzden bir arkadaşımızın arabasına biri çarptığında “Boşver, sana bir şey olmadı ya!” diyebilirken bizim arabamıza çarpıldığında aynı soğukkanlılıkta olamayız. Çünkü işin içine “ben” girmiştir artık. Böylece bir duygu yükselmeye başlar içimizde ve bu duygu hep negatif olur genelde. Böylece biz de bir karma yaratırız. Ama aslında yaşamda amaç karmadan kurtulmak, özgürleşmektir. Çünkü karmaya her düştüğümüzde hikâyemiz başa sarar ve biz biraz daha kendimizin, aklımızın tutsağı oluruz. Yaşamımızın yegâne amacı olan aydınlanma ve evrensel enerjiyle bütünleşmekten de bir o kadar uzaklaşmış oluruz.

Işık ve sevgiyle,

Namaste

Kaynaklar

B.K.S. Iyengar, Light on the Yoga Sutras of Patanjali (2002)
Swami Sivananda (çeviren: Ayça Gürelman), Bhagavat Gita (2003)

Yazı: Ezgi Balaban