İster kurumsal bir şirkette pazarlama uzmanı, ister CEO, isterseniz de iş hayatına atılmayı heyecanla bekleyen bir stajyer olun, son birkaç yıldır reklam ve pazarlama dünyasına uzaktan yakınan dokunan herkesin dilinde böylesine popüler olan başka bir kavram yok: İçerik!

Evde yaptığı el işi takıları satan bir kadından, pazarlama faaliyetlerine her yıl milyonlarca liralık bütçeler ayıran çok uluslu markalara kadar, hedef kitlesine en doğru ve kalıcı yoldan ulaşmak isteyen herkesin yavaş yavaş idrak sınırlarına dahil ettiği “içerik”in anlam ve önemi, bu yazımızın konusu değil. Konumuz, ağaçtan düşen o elmanın Newton’da yarattığı heyecana benzer bir can havliyle “İçerikle pazarlama diye bir şey çıktı, bayılacaksınız!” tadında sunulan bu değerli yöntemin, insanoğlunun hayatında 19. yüzyılın başlarından bu yana zaten var olması; özetle yeni değil, yeniliklerle gelişmeye açık ve özellikle günümüzün dijital dünyasına kolay uyarlanabilir, uçsuz bucaksız bir hazine olması aslında.

Bakalım henüz elektrik süpürgesinin ve 15 beygirlik ilk motorlu arabanın icat edilmediği, atom çekirdeğinin yapısı hakkında insanlığın bilgi sahibi olmadığı ve Plüton gezegeninin keşfedilmediği yıllarda, içerikle pazarlama kavramı henüz ortada bile yokken, 200 yıl sonrasının reklam ve pazarlama profesyonellerine ilham veren hangi olaylar yaşanmış:

  1. 1801 yılında, Paris’te yaşayıp İngilizce konuşan insanları hedef kitlesi olarak belirleyen, kendisi de aslen Londra’da doğmuş ve oralardan kopup gelmiş olan Giovanni Antonio Galignani, kurduğu Galignani Kitabevi’nde işleri büyütmek için, öncelikle bir okuma odası açmış. Böylece, ana dilin Fransızca olduğu bir ülkenin başkentinde yaşayıp İngilizce kitaplara ilgi duyan insanları bir araya getirmeyi başarmış. Sonraki dönemde kendi özgün kitaplarını da basmaya başlamasının yanı sıra, Galignani’s Messenger adıyla, dönemin önde gelen yazarlarının makalelerine yer verdiği bir de gazete yayınlamış. Elindeki malzemenin kıymetini bilip, onu en değerli ve kalıcı şekilde kullanmayı akıl etmiş olması, 200 yılı aşkın süredir hizmet vermeye devam etmesinin sırlarından biridir belki de, kim bilir?

  1. İnsanoğlunun yeni teknolojilere adaptasyonu her zaman günümüzdeki kadar hızlı ve kolay olmuyordu elbette. Bahsettiğimiz “zaman” 1882 yılıysa, “Bundan sonra elektrikle aydınlanacağız.” diyen bir şirketin işinin çok da kolay olmayacağını tahmin etmek mümkün. Tüketicinin konuya hâkim olmadığı, rakiplerin (gaz şirketleri) ise karalama kampanyaları düzenlediği bir ortamda, elektriğin insan hayatına faydalarını tek tek anlatmak gibi bir yöntemi benimseyen The Edison Electric Lightning Company, içerikle pazarlamanın en güzel örneklerinden birini sunmuş. Çıkardıkları bülten ile halkı bilgilendirmenin yanı sıra, ellerindeki malzemeyi en doğru biçimde kullanmanın tarihteki en eski örneklerinden birini ortaya koymuşlar böylece.